5 LİRAYA KAHRAMAN - PART 2 İYİLİK MELEĞİ
Süper kahraman hikayelerinin aksine Amerika'nın büyük şehirlerinde değil, tarihin en eski kalıntıları üzerinde yükselmiş bir şehrin ara sokaklarında bir kahraman olmak.
İyilik ve kötülüğün kol gezdiği birbiri ardına cinayetlerin işlendiği, birbiri ardına hayatların kurtarıldığı ama sadece kötülüklerin yüksek sesle göğsünü gere gere dolaştığı ama iyilerin hep sessizce yürüyüp gittiği bir şehir.
Burası neresi mi?
This is Sparta. Yok lan yok tabi ki de değil, o başka bir hikayeydi. Burası İstanbul. Tarihin en eski şehirlerinden biri. Bir çok imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehir. Türkiye'nin en kalabalık şehri. resmi rakamlarla 14.657.434 insana ev sahipliği yapan ama gayri resmi olarak 25 milyon insanı barındıran bir şehir.
Gün yavaş yavaş biterken İstanbul silueti adeta kendi saltanatını yaşar gibi tüm izleyenlere görsel bir şölen yaşatıyordu. Galata kulesi beton yığınlarının arasından sıyrılmış gökyüzüne fırlatılmış bir ok gibi ben buradayım diye haykırırken, Sultanahmet camisinden yükselen ezan sesi kendisini ziyarete gelen her dinden insanı selamlar gibiydi.
Süper kahramanlar korkar mı?
Neden olmasın, sonuçta ne kadar üstün özelliklere sahip olurlarsa olsunlar onların da kalpleri var. Kırgın, üzgün ve yalnız bir kalp. Hop bir dakika bu hikaye yanlış bir yere mi gidiyor yine. Yok yok tamam şimdi aklıma geldi. Hava iyice kararmış ve sokak lambaları yanmaya başlamıştı, elinde süpürgesiyle belediyenin taşeron işçilerinden biri sokağı süpürmeye başlamış, iş yerlerinden çıkan işçiler az ilerideki otobüs durağına doğru ilerliyordu. Durağın camına yaslanmış öylece bekleyen genç bir adam ''soyuldum, cüzdanımı çaldılarrrrr.. helllppp miii helpppp miiii'' aynı anda adamların arkasından koşmaya başlar. Belediyenin temizlikçisi de adama yardım etmek için onunla birlikte koşmaya başlar ve ara sokaklarda amansız bir kovalamaca başlar.
Çöpçü, genç adama yan sokağa girmesini işaret eder ve adamları sıkıştırmak için ayrı yönlerden koşmaya başlarlar.
Çöpçü koşmaktan bitik düşmüş bir biçimde ilerlerken çığlık sesiyle geçtiği sokağa geri döner ve sesin geldiği yere doğru ilerledikçe ses ve çığlık giderek artıyordur. çöpçü sokağa girdiği anda başına bir darbe alır. Ne olduğunu anlayamamıştır çığlık hala devam ediyor ve çöpçü olduğu yerde doğrulur. Başını kaldırdığında çığlık atmaya devam eden kişi cüzdanı çalınmış olan genç adamdır. Genç adam kahkaha atıp adamın suratına yumruğu indirir.
Genç adam diğer iki kişiye adamı taşımalarını işaret eder. Çöpçünün kollarına girerek onu sokağın karanlık kısmına doğru sürüklemeye başlarlar. Genç adam cep telefonuyla birini arar ''Darth Vader elimizde Mars uyruklu biri var''.
-Neden bütün kötüler yavşak tipli olmak zorundadır. çünkü onlar gerçekten yavşaktır.
Zavallı çöpçü gözlerini açtığında arabanın içinden ışın kılıçlarıyla üç klon askeri çıkar. zavallı çöpçü ne yapacağını bilemezken kendini bir anda onların ellerinden kurtarıp nereye gittiğini bilmeden koşmaya başlar. Ayağı bir çöp torbasına takılıp yere düşer.
-Bu ne lan çöp torbasına mı takılıp düşer. Bu nasıl bir ihanettir. İşte bence en acı şeylerden biride bu olsa gerek, mesleğimizin bize ihanet etmesi!!!
Klon askerleri ışın kılıçlarıyla adamın koştuğu yöne ağır adımlarla gelirken, zavallı çöpçü geri geri sürünerek çöp konteynerına doğru gider. Klon askerleri ona yaklaşıp ışın kılıçlarını kaldırırken... konteynerın arkasındaki karanlıkta bir çift yeşil göz belirir...
-Kahramanlar korkmuş olsa da yardıma ihtiyacı olan Mars uyruklu bir yaşam formuna bile yardım edebilirler ya da öyle bir şeydi...
Hulk Mahmut bulunduğu yerden çıkıp Klon askerleriyle savaşıp zavallı Mars uyruklu çöpçüyü kurtarır. Çöpçüyü omuza atıp koşarak oradan uzaklaşırken artık yeni bir düşman daha kazanmıştır.
Darth Vader bunu Hulk Mahmut'a ödetecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder